Panel: Üniversite, Türkiye, Dünya

Panel: Üniversite, Türkiye, Dünya

Kadir Has Üniversitesi'nin akademik yıl açılışı vesilesiyle, Türkiye Çalışmaları Merkezi gazeteci-yazar Taha Akyol’un moderatörlüğünde ‘Üniversite, Türkiye, Dünya’ konulu bir panel düzenledi. Prof. Dr. Nusret Aras, Prof. Dr. Üstün Ergüder, Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ve Prof. Dr. Aydın Uğur’un konuşmacı olarak katıldığı panel 19 Aralık 2011 tarihinde Cibali Kampüsü'nde düzenlendi. 

Türkiye ve dünya üniversitelerinin eğitim sistemi ve sahip olduğu olanakların tartışıldığı panelde Prof. Dr. Nusret Aras devlet üniversitelerindeki aksaklık ve bütçe açıklarına dikkat çekerek, “Amerikan üniversiteleri bugün dünyanın en önde gelen üniversiteleri. Bazen ilk 10’u bazen de ilk 8”i oluşturuyor bu üniversiteler. Ama size şu rakamları vermek isterim, bugün Harvard Üniversitesi’nin net varlığı 37 milyar dolar! Öğrenci ve öğretim üyelerine harcadığı para ise yılda 4 milyar dolar! Harvard’ın 35 bin öğrencisi var, Ankara Üniversitesi’nin ise 32 bin. Harvard öğrenci başına yılda 114.550 dolar harcarken, Ankara Üniversitesi 7 bin 468 lira harcıyor. Buna rağmen dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk 500’e girebiliyoruz, bu da büyük bir başarı. Ancak imkanlarımız göz önüne alındığında aradaki fark bu kadar açık” dedi. OECD’nin özerk üniversite tanımı içinde aradığı önemli unsurlardan birinin ‘Kendi bütçesini yapabilen, binalarına ve tüm araç gereçlerine sahip eğitim kurumları’ olduğunu belirten Aras, şu çarpıcı noktaya da değindi ve “Yine OECD kriterlerine göre Türk üniversiteleri ne kadar özerk diye sorarsanız, 8 puan üzerinden bugün yalnızca 1,5 puan alabilecek kadar özerk” dedi.

Prof. Dr Üstün Ergüder ise 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör olduğu sırada  yapılan bir araştırmayı hatırlatarak, mühendislik bölümü mezunlarının sadece yüzde 12’sinin mühendislik yaptığını, geri kalanının ise yönetici veya iş sahibi olduğunu söyledi. Ergüder, “Ben şimdi ‘Acaba doğru mu eğitim veriyoruz?’ diye kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde bir üniversite olarak kalıpların dışına çıkmalı ve yönetim esnekliği göstermeli, yeniliklere açık olmalısınız. Öğrencilerimiz global bir dünyaya açılacak, ona göre çocuklar yetiştirmemiz lazım. Örneğin Sabancı Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği ortak ders sistemi disiplinler arası örnek bir çalışmadır. Bunun gibi örnek çalışmalar çoğaltılabilmeli. Ne var ki devlet üniversitelerinde bunu yapmak çok zor. YÖK bizi bu konuda kısıtlıyor. Sistem herkesi ortalama bir düzene oturtmak istiyor” dedi.

Prof. Dr Tosun Terzioğlu ise “Dünyadaki trend üniversite öğretimine olan talebin giderek arttığıdır. Türkiye’de de bu böyle, o yüzden yeni üniversitelerin açılması çok doğal ve gerekli. Ancak özerk olduğunuzda herkese çok daha fazla hesap vermek zorundasınız. Ailelere, öğrencinize, devlete… İnsanlar size en değerli varlıklarını, çocuklarını emanet ediyor çünkü. Her yıl sorulur, ‘Geleceğin meslekleri sizce hangileridir?’ diye. Ben okulumdan kaç iyi mühendis, işletmeci v.s çıkar onu bilmem. Ama her şeyden önce oradan  yetkin, ergin, iyi ve kamil insanlar çıkarmak durumundayız, bunu biliyorum” dedi ve ‘üniversiteler enformasyon değil formasyon verir’ kavramının altını çizdi.

Üniversiteyi tutuculuk ve yeniciliğin harmanlandığı bir yaratığa benzeten Prof. Dr Aydın Uğur ise üniversitenin ilk görevinin çocuklara fikirlerini yalın ve açıklıkla ifade edebilmeyi öğretmek olduğunu ifade etti.